DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 18°C
Çok Bulutlu

ÖLÜMSÜZ AĞAÇ, ÖLÜMSÜZ DOSTLUK…

05.01.2020
A+
A-

“Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara… Ağaç yaprak verir, sır vermez rüzgara…”

“Zeytin ağacı, Tanrının, insanlığa bir mektubu, bir armağanıdır…”

Öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı;

Yetmişinde bile, mesela; zeytin dikeceksin…

BURAYA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ-7

Hem de öyle; çocuklara falan kalır diye değil…

Ölmekten korktuğun halde, ölüme inanmadığın için…

Yaşamak yanı ağır bastığından…”

NAZIM HİKMET

Büyük şair, bu satırları 1947 yılında kaleme almış…

Yaşamaya inancımızı tazeleyecek şeyin, ipucunu vermiş bizlere…

Taa geçmişten seslenmiş sanki…

Ve demek istemiş ki “Bu dünyada dikili bir ağacınız olacaksa, mucizeleri hatırlamak adına, zeytin ağacı olsun bu ağaç

+++

Yunan Mitolojisine göre, Zeus bir duyuru yapmış…

Kendisine en değerli hediyeyi verene, kentin koruyuculuğunu emanet edecekmiş…

Denizler Tanrısı Poseidon, savaşlarda asla yenilmeyecek, en uzak noktalara dahi uçarak gidebilecek bir at armağan etmiş Zeus‘a…

Yunan Mitolojisinde zeka,sanat, ilham ve barış tanrıçası Athena ise, bir zeytin ağacı hediye vermiş…

Zeytin ağacının muhteşemliği karşısında Zeus, kentin koruyuculuğunu Athena‘ya teslim etmiş…

O Athena, büyük düşmanı Poseidon‘a, ne yapmış biliyor musunuz, zeytin ağacından bir dal kırıp ve uzatmış…

Ve aralarındaki düşmanlık, bir anda dostluğa dönüşmüş…

İşte “Düşmana zeytin dalı uzatmak” deyimi buradan gelir…

+++

Hayatın gerçeklerini kavramak adına, kafamızı fazla yormayız genelde…

Suyun akışı gibi, kendi haline bırakır sonra da “kader” der, işin içinden bir çırpıda çıkmasını tercih ederiz…

Oysa hayat, sevmeyi, saygıyı, bağlılığı ve de, en önemlisi dostluğu öğretir bize…

Dost deyip geçmeyelip bir çırpıda…

Hayatta en zor bulunan olgudur..

Aşk bile, dost bulmak kadar zorlamaz insanı…

Bir insanın kaç tane dostu olabilir hayatta…

Tabii gerçek anlamda…

Seçerken kolay seçemezsiniz, seçtikten sonra değer vermek gerektiğinden, mutlu etmek zorundasınız gerçek dostları…

Anne ve babayı kader, dostlarımızı kendimiz seçeriz…

İş bununla da kalsa iyi…

O dostları ölçülü sevmeliyiz…

Bakarsınız bir gün, düşmanınız da olabilir, o en dost bildikleriniz…

Mevlana’nın dediği gibi “İyi dostu olanın, aynaya gereksinimi yoktur”

Ama yine de tedbiri elden bırakmamak gerekir…

+++

Gidişatları taraftarını hiç de memnun etmeyen iki büyük takımımız Beşiktaş ve G.Saray, oynadıkları son derbi maçına uzanırken, sinirleri bir keman yayı gibi gergin, durumları yürekleri dağlarcasına acıklıydı…

Hep zirvelerde dolaşmaya alışkın bu iki büyük kulübümüz, Vodafon Arena‘ya prestijlerini, sevgilerini, büyüklüklerini korumak için çıktıklarında, kaderin kime güleceği henüz belli değildi…

Ama maç öncesi dikkat çeken bir enstantane vardı ki, işte o bu derbi maçının önüne geçerek, yıllar boyu sürecek bir çirkin anıya kaynak oldu…

Bu ülkenin iki usta, kaliteli teknik adamı Fatih Terim ve Abdullah Avcı, maç öncesi birbirlerine şans dilemediler…

Ellerini uzatmadılar, sarılmadılar…

Ne Abdullah Avcı, Terim‘e “hoşgeldin” dedi; ne Terim, Avcı ile göz temasına bile imkan verdi…

Neydi alıp veremedikleri?

Neydi bu düşmanlık?

Neydi bu dostluğun bitmesine vesile olan kindarlık?

Sudan sebepler…

Yok efendim, daha önce Terim, Avcı’ya iyi davranmamış gibisinden ucuz bahaneler…

Kariyerlerinde zirveye ulaşmış iki teknik adamın yaptıklarına bakar mısınız?

Örnek olacakları milyonlarca kişiye, dostlukların mezara kadar değil, ancak pazara kadar sürebildiğini ispat ediyorlardı sanki…

+++

Futbolumuzun kanayan yarası olan konudur dostluk…

Koca koca kulüp yöneticilerinin, aşıkların atışması gibi söz düellosuna girip, ortalığı yangın yerine döndürmelerine bu ülkede ses çıkartılmadığı gibi; üstüne üstlük bir de “benim yöneticim daha iyi ağzının payını verdi” gibisinden taraftar algısı kasıp kavurur ortalığı..

Çünkü örnek olması gerekenler, sıradan mahalle kabadayısı ağzıyla, futbolumuzun içine taa en üstten etmeyi becermektedirler ne yazık ki…

Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu‘nun verdiği, ufak tefek göstermelik cezalar mı yıldıracak anlı şanlı yöneticilerimizi?

Nasıl olsa taraftarı arkalarına alacak söylemlerle, ortalığı daha da gergin hale getirme şansı bulunanlar “kim korkar hain kurttan” hesabı, o verilen cezaları apoletmiş gibi taşımaktan da ayrıca gurur duyarlar sanki…

Biz de oturup, kara kara düşünürüz…

“Futbolumuz neden ileri gitmez” diye…

Yöneticilerimiz, teknik adamlarımız ve onların gazına gelen taraftarımız böyle olursa, biz hangi güzelliklerden bahsedebiliriz ki?

+++

Yazımızın taa başında Zeytin Ağacından bahsettik…

Onun bir diğer adı da Ölümsüz Ağaçtır”

Bu ağaç için “Tanrının insanlığa bir mektubudur” denmesi boşuna değildir…

Çünkü Zeytin Ağacı, hepimizden önce dünyadaydı…

Yeryüzüne bir armağan olarak…

Kutsal ağaçtır; Ege‘ye aşık; insanlara asırlardır bir karşılık beklemeden bakan vefakar ağaçtır Zeytin Ağacı

Athena‘nın, en büyük düşmanı Poseidon’a bile kırıp uzattığı Zeytin dalı, dostluğun sembolüdür taa o zamandan beri…

Bugün, bir adım yakınına elini uzatamayanlara ders olsun o iki Mitolojik Tanrı…

Dostlukları ölümsüz kılamayanlara da yazıklar olsun..

Futbolumuz, hiç de haketmiyor düşmanlıkları, hiç de haketmiyor, dostsuz kalmaları…

Uzatılan dalı, eli anlamsız kılanlar kazandıklarını mı zannediyorlar ?

Kaybediyorlar, eğer bunu sürdüreceklerse de, kaybedecekler…

Bilinmeli ki, her güzel günün bir gecesi vardır…

“Gerçek dostlar, yıldızlara benzer; karanlık çökünce ilk onlar görünür…”

İşte bizim futbolumuzun da ölümsüz dostluklara” o parlak yıldızlara öyle çok ihtiyacı var ki…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.