DOLAR 8,0936
EURO 9,5691
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 20°C
Sisli

KIYMET BİLME SANATI

19.12.2019
A+
A-

İyi insanlar hep kaybederler… Çünkü adil dövüşürler…

KIYMET BİLME SANATI

“Eğer zengin olmak istiyorsanız, kazanmak kadar, biriktirmeyi de düşünün” Benjamin Franklin

Sizleri 7 Mayıs 2000 yılına götüreceğim…

BURAYA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ-7

Bu tarih, Fransa‘nın kuzeyindeki ufacık bir kasabanın amatör bir futbol takımının, inanılmaz başarısının son adımı olan final maçının tarihidir…

Ünlü “Stade de France” bir mucizeye tanıklık yapmak için süslenmişti gelin gibi…

Bir amatör topluluk ve karşısında koskocaman Nantes takımı…

Birisinin 12-15 yaşındaki çocuklardan; kasabanın öğretmenlerinden, dükkanını kapatan kasabından, işçisinden oluşan bir avuç insanı; diğer yanda da koca stadı neredeyse tamamen doldurmuş 78 bin Nantes‘ın ateşli taraftarı…

+++

O gün, Fransa futbol tarihinde bir ilk yaşanıyordu…

“Fransa Kupası Finali” için güçlü Nantes’ın rakibi, çoluk çocuktan kurulu, 4.ligin amatör takımı Calais idi…

Calais; Fransa‘nın kuzeyinde 75 bin nüfuslu bir kasaba…

Gençlerinin kültür seviyesi üst düzeyde…

Uğraşıları, hep geleceğe dönük başarıların elde edilmesi yönünde…

İşte bu alçakgönüllü kasabanın Fransa 4.liginde yer alan takımı, o zamanlar, kupa finaline adını yazdırmıştı…

Finalde, karşısındaki takım, Fransa‘nın en güçlü ekiplerinden Nantes‘dı…

İlk yarısını1-0 önde götürdükleri maçın ikinci devresinde yedikleri golle karşılaşma 1-1 geldi… Ama 90. dakikada hiç yoktan üretilen bir penaltı ile finali kaybettiler…

Resmen, uyduruk bir penaltı kararı veren “Eyyamcı hakem” Claude Colombo, amatör finalistleri katletti…

Penaltı atışı sırasında bir avuç taraftar, Calais‘nin manav kalecisi Cedric Schille‘nin penaltıyı kurtarması için dua ediyor ve “Ne olur, karpuzları tuttuğun gibi yakala şu topu” diye yalvarıyorlardı…

Ve o gün Calais gençleri, bebeleri, gözyaşları arasında, Paris‘in  ünlü Stad de France‘sı dolduran onbinlerce kişinin alkışları arasında, hem Fransa, hem de Dünya Futbolunda bir iz bıraktılar…

+++

4 milyon franklık komik bütçe ile neler yapılabileceğini gösteren Calais, aslında, zannedildiği gibi gariban bir takım değildi…

Bu başarıyı yakalamaları ise hiç tesadüf değildi…

Çünkü, bu takımın 20 yıldır başkanlığını yapan  Puissesseau, öyle sıradan bir insan değildi…

Calais, 4.ligde amatör bir takımdı ama alt yapıları mükemmeldi…

Yüzlerce genç, 6 yaşından itibaren eğitmenlerin ve hocaların elinde Calais‘nin geleceğini oluşturuyordu…

Düşünün, 4.ligde bir amatör takımın alt yapısı ve burada yetiştirilen yüzlerce genç…

Bu tabloyu görünce, Calais‘nin, Fransa Kupası‘nda final oynaması hiç de sürpriz değildi…

Bizdeki milyon dolarları, doğru dürüst bile tanımadıkları isimlere savuran yönetici ve teknik direktörlere bir ders olmuştu Calais…

+++

Stad de France‘daki final maçına çıkma şansını yakalayan Calais, o zamanlar, tüm ülkedeki amatörlerin de sesi olmuştu…

Maç öncesi “Calais, les amateurs sont derriere toi ” yâni “Calais, tüm amatörler senin yanında” pankartlarıyla stadı dolduran Fransa‘nın amatörleri, çılgınca destekledikleri bu takımın bir komploya gidişine göz yaşı dökmüştü…

Çünkü o Calais, finale gelinceye kadar tam 10 takımın işini bitirmişti…

Bunların arasında, o günlerin Fransa şampiyonu Bordeaux da vardı…

10 maçta 30 gol atmış ve kalesinde sadece  6 gol görmüştü…

Teknik Direktörleri Lozano, elindeki her futbolcusunu evlâdı gibi seviyor ve onlara gözü gibi bakıyordu…

Final maçında nutku tutulan ve yerine oturamayan Lozano, maç bitimi, boynuna sarılarak, hüngür hüngür ağlayan çocuklarına destek verirken; o ağlayıp da akıtamadığı kendi gözyaşlarını ise, ertesi gün sahilde çakıl taşları ve denizin hırçın dalgalarında, oluk oluk boşaltmıştı…

+++

Calais, o günler, sadece Fransa’da değil, dünyaya da, bir ders ve örnek olmuştu…

Sadece biz, hiç esinlenmedik, hiç örnek almadık, hiç umursamadık bu çocukları…

Bu örneklik, bu günde, aynen geçerliliğini korumaktadır…

Hani şu, milyon euroları, babalarının malı gibi saçan ama neticede nal toplayan kulüplerin başkanlarına bir ders vermiştir Calais oysa…

O amatör takım, sahalarımızda tekme tokat birbirlerine giren; kramponlarını rakip futbolcuların göğüslerine atacakları öldürücü vuruşlar için bileyen; tribünlere takım teşvik etmek için değil, kışkırtmak için dolanlara da, bir tarih dersi vermiştir…

Calais, transfer politikalarının çarpıklığının, en büyük sebebinin, alt yapı olduğunu kanıtlamış, minnacık bütçesiyle…

Mesleğini seven, 20 yıldır başkan olduğu bir amatör takımın nasıl başarıya taşınacağının tipik örneğini vermiştir  o günkü başkanları  Puissesseau…

Kendisi için değil, futbolun çıkarı için, bir amatör ruhu, Stad de France‘a taşıyan o başkan, günümüz Türkiye’sinde, sadece kendini düşünen bazı kulüp başkanlarımızın örnek alması gereken ama işine gelmeyen başkan tipidir…

O yıllarca, göğsünü gere gere dolaştı…

Şimdi hayatta mıdır bilemiyoruz…

Ama verdiği ders, her ne kadar yazıya dökülmese de, zihinlerdeki güzelliğiyle, bugün aynı tazeliğini, aynı zarafetini ve aynı klâsını aynen korumaktadır…

+++

Biz ne yapıyoruz hala…

Milyarlık borçlarını, Devletin sayesinde yapılandırdıktan sonra, sanki hiç borçları yokmuş havasına giren kulüp başkanlarının ve yöneticilerinin, takımlarını, tribünlere şirin gözükmek adına “Futbolcu mezarlığına” döndürmesine seyirci kalıyoruz…

O kadar genç futbolculuz varken, 38 yaşındakilere bile milyon eurolar vererek, kadro zenginleştirmesine (!) gidenler, U21 Liginin kapatılmasına ses çıkaramıyorlarsa ve “Borç yiğidin kamçısıdır” anlayışı içinde havalarını atıyorlarsa, bin tane Calais gibi amatör takımlar çıksa, yine de örnek almayacakları kesin…

Çünkü bizim ülkemizde; seyirciler için yasa üzerine yasa çıkarılır, tribünler hizaya getirilmeye çalışılır ama yöneticiler için en ufak bir yaptırım uygulanmaz…

Kulüpler Yasası‘nı çıkaramayanlar, futbolumuzdaki hovardalığa her zaman çanak tutanlar olarak anılacaktır…

Özetlersek…

“Türkiye’mizde pek çok insan, hoşlanmadığı insanları bile etkilemek ve istemediği şeyleri almak için, henüz kazanmadığı paraları harcamaktan zevk alırlar…”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.